21.04.2026

İnsan Sancısı

Bir şeyleri anlamak, için bir şeyleri yitirmek gerekiyordu öyle öğrenmiştim hayattan.

Acıyı benimsemek gerektiğini zaman ile aşmıştım. Şimdi durduğum yer durabildiğim sınır kendi elimle inşa ettiğim tuğla yığını.

Her şeyi onu tanımam ile başladı. Kara bulutların üzerimde bir yığın oluşturduğunu, ıslandığım gün anladım. Yavaş yavaş akan su damlaları düzine ile dizdiğim tuğlaları çürütü. Benliğime ait iz bırakmadı.

Bulandı su, kendi akıntısını, benliği ile bana buladı. Yok etti yeryüzünde ki beni. Benden kalan tek şey tortuydu. Şimdi benim kukladan onunda koğırçakbazdan bir farkı yoktu. Gafil avlanmıştım, hemde kendi elimle kendi isteğimle. Artık acının her tonuna ev sahibi bu tortu. Gözlerime bakınca anlayabilirsiniz. Bir tomurcuğun nasılda  filizlendiğini günbegün nasıl çiçek açtığını.

Şimdi aynada gördüğüm yansımanın kadavradan bir farkı yoktu. Her gün bin bir parçaya bölünüp her bir parçada nasıl da ipliksiz dikiş izi olduğunu görürdünüz. Çok değil birazcık bakmanız yeterliydi. Baksanızda göremezdiniz böcek gibi üstüme basıp geçtiniz her biriniz. Hepinizin ayak izleri var. Siz gözleri var olan körlerdiniz. Vicdanı olmayan cehennemin tabaklarıydınız.

-Bak! bak! orda az önce basıp geçti o; Cahim.

Sizi insan sancısını ona benzetirim. Kendi halkına zulüm edenleri ağırlar orda. Sizde baş rolsünüz orda siz ve size gölge olmuş herkes orda.  "İzleyin sahnede olacak ve perde aralanacak cesetin başrolünü oynadığı portre yaşam bulacak..." Her sancı doğum ile sonlanır. Her doğum ise ölümle. Doğdum, büyüdüm ve öldüm. Geriye dönüp baktığınızda cehennemin her katını görebilirdiniz. Her katta bir tortum vardı. Her günahta bir tonum. Her insanda bir izim. Bunu siz istediniz bu ipi iğneye geçirip siz verdiniz elime. Kördüğüm oldu, günahlarınız. Dolandı her bir tarafa, bu sancıyı siz var ettiniz. Bu sizin bedeliniz olmalıydı benim değil. Şimdi durup baktığımda yabancı gözlerdi karşımda bana onca acıyı onca hissiyatı veren kirli kalpti. Beni orda büyütmüş orda beslemiş ninni diye ölüm uykusuna yatırmış. Siz seyirciler! siz insan sancısı siz sadece alkış tutmuşsunuz. Şimdi kim suçlu, kim günahkar.

Özgürlük kendi yaratığımız zindandır derler, insan hiç yoktan var edebilir mi? Tanrıya biçilmiş kaftan ne zaman insana ait oldu.

İşte bak orda; Haviye! Siz Tanrı gibi görünen insan sancısı, siz oradasınız “İzleyin sahnede olacak ve perde aralanacak cesetin başrolünü oynadığı portre yaşam bulacak..." Bataklık girdabıydınız insan sancısı, her biriniz diri mezarlıklardan içi boş ruhlardınız. Bal mumundan oluşmuş yüzlerdiniz. Her biriniz. -İşte sen insan sancısı çıkar maskeni, göster gerçek çehreni.

Bak içine.

Çünkü o sancı—

senin.

Ve ondan kurtulmanın tek yolu…

onu sonuna kadar yaşamak.

Kıvran.

Ama bu kez kaçmak için değil—

anlamak için.