24.04.2026

Döngünün Kırıntısı

Unutmak bazen bir kaçış değil, insanın kendine doğru attığı en dürüst adımdır. Çünkü bazı insanlar hayatımıza girdikten sonra gitmezler; bedenleri uzaklaşsa bile düşüncelerin içinde yaşamaya devam ederler. İnsan, bir başkasını kaybettiğini sandığında aslında çoğu zaman kendinden bir parçayı kaybetmiştir. Ve en ağır olan da budur: Bir insanın yokluğu değil, onun varlığının sende bıraktığı boşluk.

Birine fazlasıyla bağlanmak, yavaş yavaş kendi sesini unutmaya benzer. Başlangıçta bunu fark etmezsin. Onun sevdiği şeyleri sevmeye başlarsın, onun sustuğu yerde susar, onun korkularını kendi korkuların sanırsın. Hayatın, kendi merkezinden çıkar ve başka bir insanın etrafında dönmeye başlar. Oysa insanın en büyük yanılgısı, başka birini hayatının anlamı sanmasıdır. Çünkü anlam, ödünç alınabilecek bir şey değildir.

Bir süre sonra aynaya baktığında yüzünü tanırsın ama içindeki kişiyi tanıyamazsın. Çünkü benlik sessizce silinmiştir. İnsan, sevdiğini yaşatmaya çalışırken kendini tüketebilir. Ve çoğu zaman bunu fedakârlık sanır. Halbuki bazı sevgiler, insanı büyütmek yerine küçültür; seni olduğun yerden alır ve başkasının gölgesine bırakır.

Unutmak bu yüzden gereklidir. Çünkü unutmak, inkâr etmek değildir. Birini unutmak, yaşanmışlığı silmek anlamına gelmez. Sadece onun hayatındaki yerini değiştirmektir. Bir zamanlar merkezde duran bir insanı, artık uzaktan bakılan bir anıya dönüştürmektir. İnsan bazı şeyleri taşımaya devam ederse ilerleyemez. Sürekli geçmişe dönüp bakmak, yürürken geriye doğru adım atmaya benzer; sonunda ya düşersin ya da olduğun yerde kalırsın.

Bazı insanlar seni sevmekten çok, seni kendilerine benzetir. Fark etmeden onların beklentilerine dönüşürsün. Ne zaman konuşacağını, ne zaman susacağını, nasıl hissedeceğini bile onların varlığı belirler. Ve insan, kendi iç sesini kaybettiğinde dünyanın en kalabalık yerinde bile yalnız hisseder. Çünkü insanın evi, önce kendi içidir.

Unutmak belki acıtır. Çünkü alışkanlıklar kolay ölmez. Birine duyulan bağlılık, bazen sevgiden çok bir alışkanlığın devamıdır. Ama insan alıştığı her şeyi sevmek zorunda değildir. Bazen vazgeçmek, kendine sadık kalmanın tek yoludur.

Hayat, bir başkasının ekseninde yaşanamayacak kadar kısa ve kırılgandır. İnsan kendi yolunu yürümelidir; başkasının gölgesinde değil, kendi ışığında. Çünkü bir gün herkes gider. Geriye yalnızca sen kalırsın. Ve insan, sonunda kendiyle baş başa kalacağı bir hayat için yaşamalıdır.